Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Alihan Kuriş liderliğindeki 'Süleymancılar' cemaatine ilişkin dikkat çeken iddialar ortaya çıktı. Cemaatin 2025’te 2 bin 82 dernek üzerinden 7,2 milyar lira olarak elde ettiği gelirin kayıt dışı kullanıldığı, "FETÖ" tarzını anımasatan şifreli haberleşme uygulaması kullandıkları, “ulak” adı verilen aracılarla gizli bir iletişim ağı kurdukları ve Alihan Kuriş’in tabana “mehdi” olarak gösterilerek itaat sağlandığı şeklindeki iddialara savcılık dosyalarından erişildiği belirtildi.
Sabah'tan Halit Turan'ın haberine göre, cemaatin "FETÖ"nün ByLock sistemine benzer özel bir haberleşme uygulaması kullandığının güvenlik ve istihbarat birimlerince tespit edildiği aktarıldı. Savcılık belgelerinde, yapılanmanın iletişim ve bilgi güvenliği için çeşitli yöntemler geliştirdiği; WhatsApp ve Facebook gibi uygulamalardan kaçınılması, şifreli e-posta ve özel yazılımların kullanılması, talimatların ise “ulak” adı verilen aracılar üzerinden iletilmesi yönünde kurallar bulunduğu öne sürüldü.
“Ulakların” aynı şehre art arda gitmemesi ve aynı aracı kullanmaması gibi önlemler aldığı öne sürülürken, yurt ve derneklere ilişkin hassas bilgilerin de yalnızca sorumluların erişebildiği şifreli çantalarda tutulduğu belirtildi. Yurtlarda resmi kayıtların yanında gayriresmi kayıtların da tutulduğu ve bu işlemler için özel olarak korunan bilgisayarların kullanıldığı, çekilen kamera görüntülerinin ise denetim olursa "inkarın da bir cihat olduğunun unutulmaması" bilinciyle "kameralar bozuk" diyerek iletilmemesinin talimat verildiği iddia edildi.
Cemaatin karar alım sürecinde, lider Kuriş'in Hz. Muhammed ile görüşerek karar verdiğinin söylendiği; böylece kararlarla ilgili herhangi bir şüphe duyulmamasının ve itaat edilmesinin sağlandığı da soruşturma dosyasında bulundu.
Dosyada ayrıca yurt dışından getirilen yaşı küçük yabancı çocukların Türkiye'deki bazı yurtlara yerleştirildiği ve burada yapılanmaya bağlı bir eğitimden geçirildikleri iddia edildi. Kütahya, Mersin ve Antalya'daki yurtlarda kalan çocukların turist vizesiyle Türkiye'de tutulduğu, uzun süreli kalışlarını sağlamak için dil eğitimi gerekçesiyle farklı kuruluşlarla iletişim kurulduğu ileri sürüldü.
Yapının mali faaliyetlerine ilişkin incelemelerde de dikkat çekici rakamlar yer aldı. Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün 2025 verilerine göre, 2 bin 82 dernek üzerinden toplam 7,2 milyar liralık gelir elde edildiği ve bu paranın kayıt dışı kullanıldığı öne sürüldü. Para transferlerinin kamu bankaları yerine güvenilen kişilerin kişisel hesapları üzerinden gerçekleştirildiği iddia edildi.
Soruşturma dosyasında, Türkiye'deki denetimlerin artması halinde yapılanmanın merkezini Almanya'ya kaydırmayı planladığı da öne sürüldü. Köln'de 17 bin metrekarelik arazi üzerinde yaklaşık 70 milyon euro maliyetle inşa edilen İslam Kültür Merkezleri Birliği (VIKZ) tesisinin, Avrupa'daki dini ve eğitim faaliyetlerinin koordinasyon merkezi haline getirilmesinin planlandığı belirtildi.
Dosyada, kaçak ve ruhsatsız olarak yapılması veya depreme karşı riskli olması nedeniyle yıkılan dernek ve yurtlarının ardından cemaat tabanının hükümete karşı yönlendirildiği iddia edildi.




